Sağlıklı Yaşam

D vitamini sıradan bir besin maddesi değildir!

Yazılma zamanı 01/03/2019
Doç Dr Serkan Şener, @drserkansener

 


D vitamini diğer vitaminlerin aksine, vücutta alışılmadık derecede etkileri olan bir hormon gibi davranır. Birçok çalışmada immün ve kardiyovasküler sistem ile kemik sağlığı ve çok daha fazlası için çok önemli olduğunu bildirilmektedir. Hatta diyabetin önlenmesinde rol oynadığını bile bazı klinik araştırmalar desteklemektedir. Ancak haliyle şüpheler devam etmektedir. D vitamininin kan şekeri kontrolüne nasıl destek olduğuna tam açıklık gelmemiştir. Bu gizem ve klinik kanıtların yetersizliği göz önüne alındığında, iki yeni çalışmanın sonuçları oldukça önemli görünüyor. Konuya biraz daha farklı olsun diye diyabet üzerinden giriş yaptım. Ama yukarıda da bahsettiğim gibi aslında Vitamin D birçok sistemi etkileyen bir hormon gibi etki ediyor. Örneğin aşağıdaki 25 OH Vitamin D3 düzeylerine karşılık gelen hastalıkların varlığı direkt ya da indirekt yetersizliğini sorgulamamızı gerektiriyor.

 

  • <10 ng/ml Ciddi Yetersizlik – Raşitizm riski
  • <20 ng/ml Ciddi Yetersizlik– Kolon kanser riskinde %75 artış
  • <30 mg/ml Yetersizlik– Osteoporoz (kemiklerden kalsiyum kaybında artış), zayıf yara iyileşimi, artmış kas ağrısı, artmış eklem ve sırt ağrısı, artmış depresyon diyabet, şizofreni, migren, otoimmün hastalık (lupus skleroderma), allerji, pre-eklampsi riski
  • 30 – 50 ng/ml Suboptimal Seviye
    • <34 ng/ml – Kalp krizi riskinde 2 kat artış
    • <36 ng/ml – Hipertansiyon insidansında artış 
    • <40 ng/ml – Multiple Skleroz riskinde 3 kat artış
  • 50 – 80 ng/ml – Optimal Seviyeler
    • >50 ng/ml – Meme kanserinde %50 azalma, solid tümör gelişiminde azalma
    • 80-100 ng/ml – Kanser hastalarında kanser ilerlemesinde yavaşlama
  • >100 ng/ml – Artmış toksisite riski (hiperkalsemi, hiperkalsiüri, ürolithiazis)

 

  • Neden D vitamini yeterli değil?

 

Eski yani çooook eski -onbinlerce yıl önceki- avcı toplayıcı olduğumuz zamanlarda, tohumlarla ve güneş altında doğadan beslenen hayvanları avlayarak beslenen insanoğlu D vitaminin birçoğunu bunlardan karşılarken, hele bir de çıplak tüm gününü güneş altında geçirip, güneşten kendisini koruyacak gereksiz koruyucu kremler kullanmadığı için cildinde yeterince D vitamini sentezleyebiliyordu. Bulunduğunuz lokasyonda (enlem) özellikle Mayıs ile Ekim ayları arasında güneşin en dik olduğu saatte 15 dk ile başlayarak 30 dk'ya kadar uzayabilen sürelerle koruyucu kullanmadan mümkün olan en az kıyafetle güneş altında kalındığında ciltte yaklaşık 10-15 bin ünite D vitamini sentezlenebilir. Tabii ki teniniz ne kadar koyu ise o kadar daha fazla güneş ışığına ihtiyacınız olduğunu unutulmamalı.

 

Peki ya şimdi? Şimdi ne kadar güneşi gördüğümüzü siz düşünün. Diğer taraftan yediğimiz işlenmiş ve rafine edilerek raf ömrü uzatılmış gıdalarla, yine güneş görmeyen, binbir çeşit antibiyotik, hormon ve kimyasal ile sürekli pinekleyerek büyüyen hayvanlar et, süt ve yumurtalarını yemek zorundayız. En fazla D vitamini bulunduğunu bildiğimiz balıklardan biri olan somon için ise üreticiler müşterilerinin isteğine uygun renk tonunda eti üretebilmek için yapay üretim teknikleri geliştirmiş bulunmaktalar. Bu besinlerle ne kadar D vitamini kazandığımız ise meçhul!

 

Gel gör ki bizim genetik kodlarımız hala binlerce yıl öncesi şartlara ayarlı ve değişmedi. Hal böyle olunca metabolizmanın gerekli makro ve mikro besinlerini yerine koy(a)mamız sonucu kronik inflamatuvar ve dejeneratif hastalıkların insidansında ciddi artışlar fark ediliyor.

 

  • Ne kadar D vitamini replase etmeli?

 

Plazma 25 OH Vitamin D3 seviyesine göre tedavi şeması belirlenmelidir. Tedavi başladıktan sonra 1 ile 2 ay aralarla 25 OH Vitamin D3 seviyeleri takip edilmelidir. Özellikle yaz ve kış aylarında da yarı ayrı yakın takip edilerek doz bireyselleştirilmelidir.

 

  • <10 ng/mL – 10,000ünite/gün
  • 10–20 ng/mL – 10,000 ünite/gün
  • 20–30 ng/mL – 8,000 ünite/gün
  • 30–40 ng/mL – 5,000ünite/gün
  • 40–50 ng/mL – 2,000 ünite/gün

 

2009’da yayınlanan bir makalede Vitamin D seviyelerinin 40-60 mg/ml seviyelerine çıkarılması sonucu 58.000/yıl yeni meme kanseri ve 49.000/yıl yeni kolorektal kanser ve bu hastalıklardan ölümlerin 3/4’ünün engellenebileceği bildirilmiştir.

2016’da Nutrition dergisinde yayınlanan 90.757 katılımcı ve 7 çalışmanın dahil edildiği bir meta analizde de Vitamin D seviyesinin 29,6 ng/ml’nin üzerine çıkarılması durumunda mesane kanseri riskinin %60 azalacağı gösterilmiş.

  • Bu durumda Vitamin D içeren besinleri de bir kenara not etmekte fayda var. Tabii ki serbest dolaşan, otlayan (beslenen) mutlu hayvanlar için geçerli bunlar. Bunlarla sınırlı olmamakla beraber yağlı balıklar (somon, orkinos, uskumru, sardalya, vb), dana ciğeri, peynir, yumurta sarısı sayılabilir.

Ama diğer yandan özellikle Sarkoidoz, Tüberküloz, Lyme Hastalığı, Lenfoma veya bazı renal hastalıklarda artmış serum kalsiyum seviyeleri nedeniyle dikkatle verilmeli ve seviyeleri yakından izlenmelidir.