FİKİRDEN PATENTE YOLCULUK-1

FİKİRDEN PATENTE YOLCULUK-1

Yazılma zamanı 17/11/2018
Uzm. Dr. Ramazan Sabırlı


 

            Az sonra bahsedeceğim bilgi ve görgüler sadece uzman görüşü (expert opinion) olup yaşayarak öğrenilen şeylerdir. Hayat bazılarına şans bazılarına hüzün getirebilir. Ne demişler ‘’Hayat bazen şans, bazen akıldan ibarettir’’.

                  Malum hepimiz acil tıpçıyız. Bazen çalıştığımız hastanenin hamalı, bazen de lokomotifi oluruz. En iyi bildiğimiz şeylerden biri ise eldeki imkânlarla yetinmek ve o imkânları en iyi şekilde kullanmaktır. Teknolojik aletlere bayılırız (çoğumuz). Bazılarımız ise acil serviste çalışırken hayat koşturmacası içerisinde boğulup gideriz. Ama bazılarımız vardır ki elindekiyle yetinmez, daha çok imkânı olan yerlerde ve daha teknolojik aletlerle çalışmak isteriz. İşte hayat koşturmacasında boğulmayanlarımızdır onlar.

                  Haydi, itiraf edelim.’’Ya şu laringoskobun daha teknolojik olanı yok mu? Toraks tüpünü takan bir cihaz olsa. CPR’ı yapan bir makine olsa. Şu yüzük kesici otomatik olsa.Santral kateteri takan robot olsa’’ gibi cümleleri içinizden geçirmişsinizdir. Hoş, geçirmediyseniz bence hayatta boğulanlardansınızdır. Muhtemelen sizin hocalarınız da bunları aklından geçirmişti. Hala videolaringoskop kullanırken oyun oynuyormuşum gibi gelir bana. İlk çıktığında acil tıp camiasında sanırım kameralı telefon etkisi yaratmıştı (en azından benim için öyle bir histi).CPR cihazları tasarlandı ve piyasaya çıktı. Otomatik CPR cihazımız olsa(her acilde yok maalesef) ne de güzel kullanırız değil mi?

                  Aramızda bazılarının zihninde bu yazıyı okurken belki şimşekler çakacaktır. Çalıştığımız yerde bazı arkadaşlarımızı gözlemlemişizdir. Her şeyde fikri olup bu fikirleri için çabalayan arkadaşlarımız onlar. Bir bakarsınız aklınıza gelmeyecek bir şeyi yapıverirler, yapılacak işe kolay yol buluverirler(Bronkodilatatör verilen maskeden geri solumasız difüzör maske yapmak gibi, seri ekg sistemi tasarlamak gibi).

Bu tip kişileri isteseniz de düşünmekten alıkoyamazsınız. Ama sadece düşünmek, düşünebilmek yetmiyor maalesef. Ne demişler ‘’Match is the score’’. İnanın hepimiz o kadar çok şey tasarlayıp hayal etmişizdir ki birçok yönden birbirimizin hayalindeki tasarımına dokunmuşuzdur.

Bir gün aklımıza bir çalışma gelir. Literatüre bakarız ‘’Aaa o da ne. Çoktan benzer çalışmalar yapılmış’’.İşte fikirlerimiz sonucu tasarladığımız materyaller de böyledir. Literatüre bakınca işin rengi değişmeye başlar. İlk etapta aklımıza çok sivri bir fikir gelir. Sonra ayrıntılara inildikçe o sivrilik törpülenir, törpülenir ve sonrasında başka fikre yol açar, tasarım değişir. Esasen bu safha ulaşılacak fikrin olgunlaşma safhasıdır. Her akla gelen fikir uygulanabilir olmayabilir. Bu safha uzun zamanlar alabilmektedir. Uyursunuz, uyanırsınız aklınıza bir detay gelir. Bazen moraliniz bozulur, bazen içiniz sevinç dolar. Gözünüzün önüne aklınızdaki tasarımın her noktası ayrı ayrı gelir. Bu safhada tavsiyem sürekli eleştirel yaklaşmanız ve sürekli fikrinizi yıkıp tekrar olgunlaştırmanızdır. Fikri yıkıp tekrar yapmak ise çok derin literatür araştırmaları yaparak olur. Her araştırmanızda yeni kaynaklar ve yeni bilgiler elde edersiniz. Elde ettiğiniz bilgiler fikrinizi yıkıp atıyorsa sakın ümitsizliğe kapılmayınız. Var olan bir şeyi yapmak için zamanınızı, emeğinizi boşa harcamaktansa, yeni ve daha güzel fikirlere vakit harcamak daha faydalıdır. Eğer fikrinizin kusursuz olduğunu düşünüyorsanız emin olunuz ki en sonunda çöpe atarsınız bu fikri. Tavsiyemdir fikrinize aşık olmayınız.