UMKE nedir? Ne yapar?

UMKE nedir? Ne yapar?

Yazılma zamanı 03/06/2020
editor

cemile üstün biyografi resmi

Yazar: Cemile Üstün 1988 yılında Trakya topraklarında doğmuş, 2006-2012 Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi yıllarında gözlerini dünyaya Smryna’da açmıştır. 2013 yılında başladığı Ege Acil’de halen asistanlığını eli kulağında uzman tadında devam ettirmektedir. İzmir UMKE ekibinin bir parçası, çiçeği burnunda eğitmenidir. Yolda olmayı, müziğin peşinde koşmayı, yoga yapmayı, yeni kitap kokusunu sever. “Lotusun içindeki cevher”in peşinde, an’da kalma çabasında, Asya’sıyla birlikte yolculuğu devam etmektedir. (instagram @reshekimi)

Bunu anlamak için biraz özne’ye bakalım. Özne “Afet”…

“Afet” kelimesinin mecazi anlamı dışında Türkçe Sözlük’te üç anlamı var;

  1. Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım,
  2. Kıran
  3. Çok kötü

Daha kapsamlı tanımına bakarsak;

“Birçok kurum ve kuruluşun koordineli bir biçimde görev almasını gerektiren ve insan hakları için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplar meydana getiren, normal yaşamı ve insan aktivitelerini durdurarak veya kesintiye uğratarak toplumları veya insan topluluklarını etkileyen doğal, teknolojik ve insan kökenli olaylara” AFET diyoruz.

Peki acil servislerde çalışan bizlere çok uzak mı bu kavram?

Sizce de her nöbet sanki bir afeti yönetir gibi geçmiyor mu?

Peki UMKE bizi kurtarır mı?

UMKE, Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi demek… Bu kısa girişten sonra kendi hikayemden bahsedeceğim çünkü benim bu yola girişim aslında Afet kavramından çok alakasız. 1999 depreminde ben veya bir yakınım göçük altında kalmadı mesela. Depremde ailem ile birlikte Tekirdağ’daydım ve uyuyordum, ben duymamışım bile. Ya da dağda mahsur kalıp UMKE’nin beni gelip aldığı da olmadı. Siyasetçi de değilim meydanlarda mitinglerde çıkarken UMKE’yi çağırmıyorum. Ya da bir maden faciası da yaşamadım. Bir gün beyaz atlı prens gibi UMKE’nin beni kurtaracağını da hayal etmemiştim.

umke ekip

Benim UMKE ile olan yolum tamamen “gönüllülük” esasına dayanan bir yol ararken kendime kesişti. Bunu aramamın da belli sebepleri var; yoga yolları, karma yoga gibi ama bu başka yazının konusu. Beni o yola neyin soktuğunu unutacak kadar bir yolda gönüllülü olmaktı hedefim. Üniversite bünyesinde UMKE timi kurulacağına dair bir mail geldi bir gün. Ve dedim ki UMKE mi? UMKE nedir?

Sosyal medyaya baktım tabi, Z kuşağı olmasak da Y kuşağı olarak sosyal medyadan nasibimizi almış bir nesilin çocuğuyduk. Stalk (gizlice gözleme) nedir bilirdik. Doğru dürüst bir şey bulamadım açılımından başka. Eğitim almak istiyorum diye kayıt oldum. Benimle beraber 4 asistan arkadaşım, 2 hemşiremiz ve bir hocamız da gönüllü olmuştu. Temel eğitim yapıldı önce 5 günlük teorik derslerin ve pratik derslerin olduğu. İçeriğinde KBRN-e (Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik, Nükleer-Explosive)’den tutun da, hasta taşıma tekniklerine, travma hastasının primer ve sekonder bakısından, afet triajı ve telsiz kullanımına, pek çok alanda çalışırken ihtiyacınız olacak konular vardı. Bu eğitim sonunda biz UMKE’nin çalışma prensibini anlamış olduk.

Herkesin de kendi iç muhasebesi vardı elbette “Ben yapabilir miyim?”

Dediler ki, bizim kapımız herkese açık ancak temel kamp ve enkaz eğitimini tamamlamış olmanız gerekir UMKEci olabilmek için. Temel eğitimi alan kişilerden 26 kişi Urla Adasına kampa gittik. 3 gün çadırda kaldık. Çadır kurma ve temel kamp prensipleri ile birlikte, dağcılıkla ilgili başlangıç eğitimlerimiz devam etti. Parkurlarda gözlerimiz kapalı arkadaşımızı travma tahtasıyla taşıdık, yerlerde süründük, merdivenlerde yuvarlandık, gece nöbetler tuttuk. Birimizin humerus başı kırıldı, birimizin ayak bileği burkuldu. Belki yorucu, ama kesinlike öğretici ve eğlendirici çeşitli etaplar yaptık. Kimse pes etmedi, kimse vazgeçmedi. Ve ortak bir amaç uğruna bir araya gelen insanların ne işler başarabileceklerini gördüm.

umke eğitim

Şunu açıkça söylemeliyim, biz İzmir UMKE olarak çok şanslıyız çünkü eğitmenlerimiz, enkaz alanlarımız, tatbikat için gerekli lojistik desteğimiz pek çok diğer il UMKE’lerden daha iyi durumda. Temel eğitimde de kampta da sabırla bildiklerini bize hep öğretmeye canla başla çalıştılar. Onların ekip ruhu ve takım çalışması bize de takım olmayı gösterdi.

Ve ben o kampta gece enkaz altına girip daracık bir alanda, hipotermik ve hipoglisemik yanıtsız bir hastanın tıbbi müdahalesini yönetirken aynı zamanda en kısa sürede onu enkazdan çıkarmaya çalışırken anladım UMKEci olmanın ne demek olduğunu.

İzmir UMKE sorumlusu Dr. Serhat Sami Çengel ile temel eğitim sırasında konuşmuştuk hiç unutmuyorum söylediklerini…

“Siz (acilcileri kastediyor) bize çok lazımsınız ve sizin olmanız bizim elimizi çok güçlendiriyor.”

Geçtiğimiz ay katıldığım temel enkaz eğitiminde artık ekipte eğitmen tarafındaydım ve daha iyi anlıyorum ne demek istediğini. 24 saat enkaz altında kalmış kazazedenin erken müdahalesini enkaz altında yapabiliyor olmak, saniyelerin ona hayatını kazandırıyor olması belki sizin de varoluş nedenlerinizden biridir kimbilir?

Afetsiz günler dilerim…